Çocuk Sağlığı Hastalıkları ve Çocuk Alerjisi Uzmanı Prof. Dr. Yonca Nuhoğlu, astım ataklarını tetikleyen birçok sebebin olduğunu, bunların başında ise alerji ve reflünün geldiğini belirtiyor. Reflüden kaynaklanan atakların çoğalmaması için beslenmenin çok önemli olduğuna değiniyor ve astım hastalarının küçük porsiyonlar halinde azar azar ve sık beslenmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Oruç, astımı etkiliyor mu?
Çocuk Sağlığı Hastalıkları ve Çocuk Alerjisi Uzmanı Prof. Dr. Yonca Nuhoğlu, astım ataklarını tetikleyen birçok sebebin olduğunu, bunların başında ise alerji ve reflünün geldiğini belirtiyor. Reflüden kaynaklanan atakların çoğalmaması için beslenmenin çok önemli olduğuna değiniyor ve astım hastalarının küçük porsiyonlar halinde azar azar ve sık beslenmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Nuhoğlu; hastaların özellikle kızartma gibi yağlı besinlerden ve kakaolu tatlılardan uzak durmaları gerektiğinin ve gece yatmadan hemen önce yenen yemeklerin genellikle reflüye sebep olduğunun altını çiziyor.
ASTIM NASIL BİR HASTALIKTIR?
Çocuk Sağlığı Hastalıkları ve Çocuk Alerjisi Uzmanı Prof. Dr. Yonca Nuhoğlu, astımın akciğerlerde havayollarını oluşturan bronşların daralması sonucu öksürük hırıltı ve nefes darlığı belirtileri ile seyreden bir hastalık olduğunu belirtiyor.
Çocuk Sağlığı Hastalıkları ve Çocuk Alerjisi Uzmanı Prof. Dr. Yonca Nuhoğlu, astımın akciğerlerde havayollarını oluşturan bronşların daralması sonucu öksürük hırıltı ve nefes darlığı belirtileri ile seyreden bir hastalık olduğunu belirtiyor. Akciğerlerde bulunan hava yollarının daralmasının birinci sebebinin bronşlarda bulunan kas spazmı, ikinci sebebinin ise iç yüzeylerdeki salgının koyulaşması sonucu olaşan tıkanıklık olduğunu söylüyor.
Oruç ve astım
Prof. Dr. Yonca Nuhoğlu, Ramazan ayında oruç ile başlayan beslenme düzeni değişikliklerinin astım hastalarını olumsuz etkilediğine dikkat çekiyor. Oruç tutarken bütün gün aç kalındığı için kan şekerinin düştüğünü ve iftarda normalden fazla yemek yendiğini ve bu durumun reflü oluşturduğunu belirtiyor. Sahurda yenen yemek sonrası yatmanın bir diğer reflü sebebi olduğunu da vurguluyor. Mideye yeni giriş yapan yiyeceklerin yatar pozisyona geçildiğinde solunum sistemine kaçırılmasından kaynaklandığını sözlerine ekliyor. Prof. Dr. Yonca Nuhoğlu, oruç tutmanın astım hastaları üzerindeki bir diğer olumsuz etkisinin de uzun süren susuzluk olduğuna dikkat çekiyor. Susuz kalan bir astım hastasının akciğerlerinde oluşan balgam koyulaşması ve koyu balgamı çıkarmakta zorlanması şikâyetlerin artmasına sebep oluyor. Özellikle hava sıcaklıklarının artış gösterdiği şu yaz aylarında vücudun susuzluktan korunması gerekiyor. İlâç tedavisi altında olan astım hastalarının sabah akşam kullanması gereken ilâçları aksattığında hastalık bulguları artabiliyor.
ASTIMLILARIN ORUÇ TUTARKEN DİKKAT ETMESİ GEREKENLER?
Prof. Dr. Nuhoğlu, oruç tutmak isteyen düzenli ilâç kullanma zorunluluğu olan orta ve ağır astım hastalarının atak yaşamamaları için yapılması gerekenleri şöyle sıralıyor:
İftar yemeklerinin az ve sık yenmesi,
Yatmadan en az 2 saat önce yemek yemenin kesilmesi,
Akşam yemeklerinde yağsız yemek ve tatlıların tercih edilmesi,
Sahurda yemek yedikten iki saat sonra yatar pozisyona geçilmesi,
İftar ve sahurda bol su içilmesi,
İlâç saatlerinin doktor kontrolünde bu yeni beslenme tarzına göre yeniden düzenlenmesi.
6 Ağustos 2011 Cumartesi
Çoçuklarda En iyi Beslenme Şekli
Çocukların en iyi beslenmesi için 10 ipucu ile ilgili sizlere yeni yazımızı sunmaktan kıvanç duymaktayız Çocukların en iyi beslenmesi için 10 ipucu yazısını okuduktan sonra eğer yazı içeriğinden memnun kalmazsanız arşivimize bakmanızı tavsiye ederim.
1.Çocuğunuzun iştahına ya da iştah eksikliğine saygı duyun. Küçük çocuklar sadece acıktığında yemek yer. Eğer çocuğunuz aç değilse yemek yedirmek ya da atıştırması için onu zorlamayın. Benzer şekilde tabağındakileri bitirmesi için rüşvet teklif etmeyin. Bu sadece gıdalar üzerinde bir güç mücadelesi olur.
2.Rutine uyun. Her gün öğünlerini aynı saatte vermeye çalışın. Süt ve atıştırmalıkları yemeklerden 1 saat önce yedirin. Masaya aç geldiğinde fazla yemek için motive olur bu yüzden önce midesi dolarsa daha az yer.
3.Yeni gıdalarda sabırlı olun. Küçük çocuklar yeni bir gıda keşfederken, koklar ve bir parça ağzına alıp geri çıkartır. Rengi, şekli, aroma ve kokusu hakkında onunla konuşun.
4.Eğlenceli olun. Brokoli ve diğer sebzeleri en sevdiği soslar ile servis edin. Akşam yemeği için kahvaltılıkları önerin.
5.Çocuğunuzun yardımınıa başvurun. Markete beraber gidin ve ondan manav reyonundan dilediklerini seçmesini isteyin. Onun istemediği birşeyi almayın ve sağlıklı olanları seçmesini sağlayın. Evde sebzeleri durulamanıza yardımcı olmasını isteyin.
6.İyi örnek olun. Gözü önünde yararlı ve sağlıklı besinleri yiyin. O da sizi takip edecektir.
7.Sinsilikte fayda var. Yemeyeceği brokoli, kabak ve havuç gibi yemeklerin üzerinde spagetti sosu, rendelenmiş peynir veya meyve dilimleri ekleyin.
8.Dikkat dağıtıcları uzaklaştırın. Yemek sırasında kitap, televizyon gibi şeylerden uzak tutun.
9.Ödül olarak tatlı teklif etmeyin. Bu ona tatlının en iyi besin olduğu mesajını verir. Haftada 1 kez verilebilir, genelde meyve, meyveli yoğurt gibi seçimleri verin.
10.Herkese ayrı yemek pişirmeyin. Çocuğunuz da pişen yemekten sizinle birlikte yesin.
1.Çocuğunuzun iştahına ya da iştah eksikliğine saygı duyun. Küçük çocuklar sadece acıktığında yemek yer. Eğer çocuğunuz aç değilse yemek yedirmek ya da atıştırması için onu zorlamayın. Benzer şekilde tabağındakileri bitirmesi için rüşvet teklif etmeyin. Bu sadece gıdalar üzerinde bir güç mücadelesi olur.
2.Rutine uyun. Her gün öğünlerini aynı saatte vermeye çalışın. Süt ve atıştırmalıkları yemeklerden 1 saat önce yedirin. Masaya aç geldiğinde fazla yemek için motive olur bu yüzden önce midesi dolarsa daha az yer.
3.Yeni gıdalarda sabırlı olun. Küçük çocuklar yeni bir gıda keşfederken, koklar ve bir parça ağzına alıp geri çıkartır. Rengi, şekli, aroma ve kokusu hakkında onunla konuşun.
4.Eğlenceli olun. Brokoli ve diğer sebzeleri en sevdiği soslar ile servis edin. Akşam yemeği için kahvaltılıkları önerin.
5.Çocuğunuzun yardımınıa başvurun. Markete beraber gidin ve ondan manav reyonundan dilediklerini seçmesini isteyin. Onun istemediği birşeyi almayın ve sağlıklı olanları seçmesini sağlayın. Evde sebzeleri durulamanıza yardımcı olmasını isteyin.
6.İyi örnek olun. Gözü önünde yararlı ve sağlıklı besinleri yiyin. O da sizi takip edecektir.
7.Sinsilikte fayda var. Yemeyeceği brokoli, kabak ve havuç gibi yemeklerin üzerinde spagetti sosu, rendelenmiş peynir veya meyve dilimleri ekleyin.
8.Dikkat dağıtıcları uzaklaştırın. Yemek sırasında kitap, televizyon gibi şeylerden uzak tutun.
9.Ödül olarak tatlı teklif etmeyin. Bu ona tatlının en iyi besin olduğu mesajını verir. Haftada 1 kez verilebilir, genelde meyve, meyveli yoğurt gibi seçimleri verin.
10.Herkese ayrı yemek pişirmeyin. Çocuğunuz da pişen yemekten sizinle birlikte yesin.
Konizasyon ve Rahim Ağzı Kriyokoterizasyonu
Konizasyon ve kriyokoterizasyon rahim ağzı anormal hücrelerini tedavi etmekte kullanılan birer yöntemdir.
Konizasyon lokal anestezi ile ayaktan yapılabileceği gibi genel anestezi altında hastahane koşullarında yatarakta yapılabilir.Genelda bazen kanlı seyredebilen bir operasyon olması nedeniyle hastahane koşulları tercih edilmeli yada iyi donanımlı ayaktan tedavi merkezinde de yapılabilir.Kriyokoterizasyon ayaktan yapılan ağrısız bir operasyon şeklidir.
Her iki işlemde de vagina duvarları spekulum denilen alet ile birbirinden ayrılarak rahim ağzı kolposkopi ile incelenir.Kolposkopi rahim ağzını büyüterek inceleme yapmaya yarayan ve çeşitli solusyonları rahim ağzına sürerek süpheli lezyon alanlarının tespiti sağlayan bir inceleme mikroskopudur.
Rahim ağzına sürülen iyotlu bir çözelti süpheli alanı ortaya koyar ve sıcak bir tel halka ile anormal hücrelerin olduğu alan koni şeklinde çıkartılır ve inceleme için patoloji labratuarına gönderilir.Bu parçaların gönderilmesinin nedeni süpheli lezyonun tamamen cerrahi sınırlar içinde çıkartılıp çıkartılmadığını ve yeniden incelemeyi gerçekleştirmek içindir.
Kriyokoterizasyonda ise karbondioksit ile dondurulan alet ucu rahim ağzına bir kaç dakika değdirilerek anormal hücreler tahrip edilir.
Her iki işlemden sonra hafif kanamalar olabilir.Konizasyondan sonra koyu kahverenkli ,cryo sonrası açık renkli berrak vaginal akıntı 6 hafta sürebilir.Başka şekillerdeki akıntılarda ve koku eklenmesinde hekiminizle görüşmelisiniz.
Rahim ağzının iyileşmesi için 20 gün ile cinsel ilişki yapılmamalı ve pansuman şeklinde atuşmanların yapılması doğru değildir. Her iki işlemden sonra rapora gerek olmayıp normal aktiviteye ertesi günü dönebilirsiniz.
Konizasyon lokal anestezi ile ayaktan yapılabileceği gibi genel anestezi altında hastahane koşullarında yatarakta yapılabilir.Genelda bazen kanlı seyredebilen bir operasyon olması nedeniyle hastahane koşulları tercih edilmeli yada iyi donanımlı ayaktan tedavi merkezinde de yapılabilir.Kriyokoterizasyon ayaktan yapılan ağrısız bir operasyon şeklidir.
Her iki işlemde de vagina duvarları spekulum denilen alet ile birbirinden ayrılarak rahim ağzı kolposkopi ile incelenir.Kolposkopi rahim ağzını büyüterek inceleme yapmaya yarayan ve çeşitli solusyonları rahim ağzına sürerek süpheli lezyon alanlarının tespiti sağlayan bir inceleme mikroskopudur.
Rahim ağzına sürülen iyotlu bir çözelti süpheli alanı ortaya koyar ve sıcak bir tel halka ile anormal hücrelerin olduğu alan koni şeklinde çıkartılır ve inceleme için patoloji labratuarına gönderilir.Bu parçaların gönderilmesinin nedeni süpheli lezyonun tamamen cerrahi sınırlar içinde çıkartılıp çıkartılmadığını ve yeniden incelemeyi gerçekleştirmek içindir.
Kriyokoterizasyonda ise karbondioksit ile dondurulan alet ucu rahim ağzına bir kaç dakika değdirilerek anormal hücreler tahrip edilir.
Rahim ağzının iyileşmesi için 20 gün ile cinsel ilişki yapılmamalı ve pansuman şeklinde atuşmanların yapılması doğru değildir. Her iki işlemden sonra rapora gerek olmayıp normal aktiviteye ertesi günü dönebilirsiniz.
Kadınlarda Vajinal Akıntı
Sağlıklı bir kadında berrak (bazan beyaz, mat), çiğ yumurta beyazı gibi, kokusuz bir akıntı (günde 5 ml, bir tatlı kaşığı kadar) normal olarak kabul edilir.
Adet günlerine göre akışkanlık ve rengi değişebilir. Adet kanamasını takip eden dönemde sarı-kahverenkli (parçalanmış kan hücreleri nedeniyle) olan akıntı, yumurtalık hormonlarının en yüksek olduğu iki adet ortası dönemde daha çok ve akışkandır. Bu sıvı vajina yan duvarlarından sızma ve vajina girişi ve idrar deliği kenarındaki bezlerin salgılarıyla oluşur.
Genel olarak pH asittir.Asit pH’yı vajinada hastalığa neden olmadan yaşayan ve şekeri parçalayarak laktik asit oluşturan, laktobasil denilen bakteriler sağlar. Böylece vajina içerisinde mantar sporları ve diğer bakterilerin çoğalması engellenir. Laktobasillerin şekerden asit yapmaları için yumurtalık hormonları gereklidir.
Estrojen hormonunun azaldığı menapozda vajende şeker ve laktobasiller azalarak enfeksiyona yakalanma oranı artar.Ayrıca başka organların iltihabi hastalıklarının (bademcik, mesane, ortakulak, akciğer vb) tedavisi için kullanılan antibiyotikler laktobasilleri de öldürerek vajinada mantar ve diğer bakteri enfeksiyonlarının oluşmasına yol açabilir.
Vajinal enfeksiyonlar ve bunlara bağlı akıntıların önlenmesi için en ciddi önlem vajendeki laktobasillerin korunmasıdır. Pek çok önlemin temelinde bu yatar. Anormal sayılan akıntılar;
Kesilmiş süt gibi beyaz,
Kanlı
Et suyu gibi
Sarı – yeşil renkli ve iç çamaşırda iz bırakan,
Bol, sarı-gri köpüklü,
Kötü kokulu (özellikle cinsel ilişkiden sonra bozulmuş balık kokusu)
şeklinde sıralanabilir. Akıntıya aşağıdaki yakınmalar da eşlik edebilir.
Kaşıntı
Yanma
Ağrılı ilişki
İdrar yaparken yanma
Sık ve az az idrar yapma
Kızarıklık
Düzensiz kanama veya ilişkiden sonra kanama,
Tanı için jinekolojik muayeneyi takiben, direk akıntıdan alınan örneğin mikroskopik incelemesi,
akıntının boyanarak (Gram vb) mikroskopik incelemesi kültür alınarak mikrobun üretilmesi rahim ağzı sürüntüsü (Paptest, smear ) yapılabilir. Akıntı nedenleri;
Mantar, Trikomonas, Gardnerella,Klamidya vb değişik mikroplarla enfeksiyon
Rahim İçi Alet ile doğum kontrolu,
Kanserler (özellikle kanlı akıntı veya ilişkiden sonra kanama varsa),
Polip,
Küçük kız çocuklarında vajina içinde yabancı cisim,
Rahim ağzının dışa dönük olması(eversiyon ve ektopi)
olabilir. Tedavi nedene yönelik olarak yapılmalıdır. Tanı ve tedavi mutlaka bir doktor tarafından düzenlenmelidir.Ülkemizde sıklıkla “Sadece akıntım var, bir ilaç verebilirmisiniz” diyerek eczaneye gidip ilaç almak, birkaç fitil ve tedaviden sonra doktora gitmek çok yaygın , yanlış bir uygulamadır. Uygun olmayan ilaçlarla daha dirençli enfeksiyonlara neden olmak, bir kanseri ilaçla tedavi etmeye çalışırak erken tanı ve başarıyla tedavi olma şansını kaçırmak mümkündür.
Akıntılarla ilgili en önemli olan konu; normal ve anormal akıntıyı tanımak ve akıntılı hastalıklara neden olabilecek kişisel alışkanlıklar ve hijenik hatalardan kurtulmaktır. Akıntılı ( özellikle enfeksiyonlara) hastalıklara yakalanmamak için;
İlşikiden ve adet kanaması bittikten sonra, vajina içi yıkanmamalıdır (vajinal duş). Eğer bir temizlik yapılacaksa, vajina dış kısmı ılık, duru, temiz suyla yıkanabilir. Yıkama işleminden sonra vajen girişi kurulanmalıdır.
Tuvalette temizlik önden arkaya doğru yapılmalıdır.
Banyo, havuz, sauna ve egzersizden sonra ıslak,terli çamaşır veya mayolar vücutta uzun süre kalmamalıdır.
Havuz, hamam, sauna , küvet ve her gibi ortak kullanılan yerlerin temizliğinden emin olunmalıdır.
Eğer çok eşli bir cinsel yaşam varsa , prezervatif ile korunmalıdır.
İç çamaşırlar doğal (pamuklu , yün) maddelerden üretilmiş olmalıdır.
Vajinal tampon ve pedler sık sık değiştirilmelidir ( en çok 6 saat).
Koku için vajen girişinde deodoran parfüm veya sabunlar (nötral pH ‘lı ve doktor önerisyle alınanlar dışında) kullanılmamalıdır.
Dar pantolon, sıkı iç çamaşırları veya etekler (en azından uzun süreli) kullanılmamalıdır.
Düzenli pap-test yaptırılmalıdır.
Şeker Hastalığı varsa kontrol altında tutulmalıdır. Tatlandırıcı kullanımına bağlı daha sık mantar enfeksiyonları olduğu ifade edilmektedir. Ancak bu sıklıkla, kullanım nedeni olan şeker hastalığına da bağlı olabilir.
Yaz ve tatil aylarında yukarıdaki önerilere uymak zorlaştığından, yazın vajinal akıntılara daha sık rastlanılabilir. Bu nedenle hijyenik kurallara her zaman büyük bir dikkatle uyulmalıdır.
Bir miktar akıntı mutlaka olacaktır. Unutmayın ki vajende hiç ıslaklık olmaması, kuruluk ayrı bir hastalıktır. Yani vajina kuru olamaz. Ülkemizde en çok cinsel ilişki ve adetten sonra kadınlarımızın bir kısmı, kirlendikleri gerekçesiyle “bulaşık çamaşır yıkarcasına” vajinanın içini yıkayarak, burada bulunan koruyucu asiti üreten Laktobasil’leri yok ederek, tekrarlayan mantar ve diğer mikrobik hastalıklara neden olmaktadır.
Hepinize sağlıklı günler diliyoruz.
Dr Levent Yaşar
Adet günlerine göre akışkanlık ve rengi değişebilir. Adet kanamasını takip eden dönemde sarı-kahverenkli (parçalanmış kan hücreleri nedeniyle) olan akıntı, yumurtalık hormonlarının en yüksek olduğu iki adet ortası dönemde daha çok ve akışkandır. Bu sıvı vajina yan duvarlarından sızma ve vajina girişi ve idrar deliği kenarındaki bezlerin salgılarıyla oluşur.
Genel olarak pH asittir.Asit pH’yı vajinada hastalığa neden olmadan yaşayan ve şekeri parçalayarak laktik asit oluşturan, laktobasil denilen bakteriler sağlar. Böylece vajina içerisinde mantar sporları ve diğer bakterilerin çoğalması engellenir. Laktobasillerin şekerden asit yapmaları için yumurtalık hormonları gereklidir.
Estrojen hormonunun azaldığı menapozda vajende şeker ve laktobasiller azalarak enfeksiyona yakalanma oranı artar.Ayrıca başka organların iltihabi hastalıklarının (bademcik, mesane, ortakulak, akciğer vb) tedavisi için kullanılan antibiyotikler laktobasilleri de öldürerek vajinada mantar ve diğer bakteri enfeksiyonlarının oluşmasına yol açabilir.
Vajinal enfeksiyonlar ve bunlara bağlı akıntıların önlenmesi için en ciddi önlem vajendeki laktobasillerin korunmasıdır. Pek çok önlemin temelinde bu yatar. Anormal sayılan akıntılar;
Kesilmiş süt gibi beyaz,
Kanlı
Et suyu gibi
Sarı – yeşil renkli ve iç çamaşırda iz bırakan,
Bol, sarı-gri köpüklü,
Kötü kokulu (özellikle cinsel ilişkiden sonra bozulmuş balık kokusu)
şeklinde sıralanabilir. Akıntıya aşağıdaki yakınmalar da eşlik edebilir.
Kaşıntı
Yanma
Ağrılı ilişki
İdrar yaparken yanma
Sık ve az az idrar yapma
Kızarıklık
Düzensiz kanama veya ilişkiden sonra kanama,
Tanı için jinekolojik muayeneyi takiben, direk akıntıdan alınan örneğin mikroskopik incelemesi,
akıntının boyanarak (Gram vb) mikroskopik incelemesi kültür alınarak mikrobun üretilmesi rahim ağzı sürüntüsü (Paptest, smear ) yapılabilir. Akıntı nedenleri;
Mantar, Trikomonas, Gardnerella,Klamidya vb değişik mikroplarla enfeksiyon
Rahim İçi Alet ile doğum kontrolu,
Kanserler (özellikle kanlı akıntı veya ilişkiden sonra kanama varsa),
Polip,
Küçük kız çocuklarında vajina içinde yabancı cisim,
Rahim ağzının dışa dönük olması(eversiyon ve ektopi)
olabilir. Tedavi nedene yönelik olarak yapılmalıdır. Tanı ve tedavi mutlaka bir doktor tarafından düzenlenmelidir.Ülkemizde sıklıkla “Sadece akıntım var, bir ilaç verebilirmisiniz” diyerek eczaneye gidip ilaç almak, birkaç fitil ve tedaviden sonra doktora gitmek çok yaygın , yanlış bir uygulamadır. Uygun olmayan ilaçlarla daha dirençli enfeksiyonlara neden olmak, bir kanseri ilaçla tedavi etmeye çalışırak erken tanı ve başarıyla tedavi olma şansını kaçırmak mümkündür.
Akıntılarla ilgili en önemli olan konu; normal ve anormal akıntıyı tanımak ve akıntılı hastalıklara neden olabilecek kişisel alışkanlıklar ve hijenik hatalardan kurtulmaktır. Akıntılı ( özellikle enfeksiyonlara) hastalıklara yakalanmamak için;
İlşikiden ve adet kanaması bittikten sonra, vajina içi yıkanmamalıdır (vajinal duş). Eğer bir temizlik yapılacaksa, vajina dış kısmı ılık, duru, temiz suyla yıkanabilir. Yıkama işleminden sonra vajen girişi kurulanmalıdır.
Tuvalette temizlik önden arkaya doğru yapılmalıdır.
Banyo, havuz, sauna ve egzersizden sonra ıslak,terli çamaşır veya mayolar vücutta uzun süre kalmamalıdır.
Havuz, hamam, sauna , küvet ve her gibi ortak kullanılan yerlerin temizliğinden emin olunmalıdır.
Eğer çok eşli bir cinsel yaşam varsa , prezervatif ile korunmalıdır.
İç çamaşırlar doğal (pamuklu , yün) maddelerden üretilmiş olmalıdır.
Vajinal tampon ve pedler sık sık değiştirilmelidir ( en çok 6 saat).
Koku için vajen girişinde deodoran parfüm veya sabunlar (nötral pH ‘lı ve doktor önerisyle alınanlar dışında) kullanılmamalıdır.
Dar pantolon, sıkı iç çamaşırları veya etekler (en azından uzun süreli) kullanılmamalıdır.
Düzenli pap-test yaptırılmalıdır.
Şeker Hastalığı varsa kontrol altında tutulmalıdır. Tatlandırıcı kullanımına bağlı daha sık mantar enfeksiyonları olduğu ifade edilmektedir. Ancak bu sıklıkla, kullanım nedeni olan şeker hastalığına da bağlı olabilir.
Yaz ve tatil aylarında yukarıdaki önerilere uymak zorlaştığından, yazın vajinal akıntılara daha sık rastlanılabilir. Bu nedenle hijyenik kurallara her zaman büyük bir dikkatle uyulmalıdır.
Bir miktar akıntı mutlaka olacaktır. Unutmayın ki vajende hiç ıslaklık olmaması, kuruluk ayrı bir hastalıktır. Yani vajina kuru olamaz. Ülkemizde en çok cinsel ilişki ve adetten sonra kadınlarımızın bir kısmı, kirlendikleri gerekçesiyle “bulaşık çamaşır yıkarcasına” vajinanın içini yıkayarak, burada bulunan koruyucu asiti üreten Laktobasil’leri yok ederek, tekrarlayan mantar ve diğer mikrobik hastalıklara neden olmaktadır.
Hepinize sağlıklı günler diliyoruz.
Dr Levent Yaşar
Kaydol:
Yorumlar (Atom)